günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Mecburi Istikamet

Spor yapmaktan nefret ediyorum. Spor yapmamaktan olmek olsa ilk ben olurum hatta! Daha genc oldugum yillarda severdim. Yuzmeye, yuruyus yapmaya, step aerobik yapmaya fln bayilirdim. (o zamanlar plates yoktu tabii!) Oysa simdi istedigim  icin degil mecbur oldugum icin yapmaliyim ya...dunyanin en agir iskencesi benim icin. Neyse ki su toplar moplar cikti da zip zip ziplamadan da ter akitip kas calistirabiliyoruz.Yine de ne cikarsa ciksin, isterse sadece yaglari eriten kezzap ciksin onla yikanalim, yas ilerledikce bu metabolizma denen sey yavasliyor. O gobisler kalcalar biiiirr turlu gitmek bilmiyor. Daha yavas metabolizma daha cok sabir istiyor. Aliskanlik haline getirilen dogru davranislarin (dogru beslenme, spor, uyku duzeni vs.)asla degistirilmemesi gereken upuzun bir yolculuk bu zayiflama isi. Benim gibi disiplinsiz, sagi solu belli olmayan, uykusuzluk en sapik asigi olan biri icin rutini korumak cok zor. Bir yandan alinan panik atak ilaclari-antidepresanlar...derken obeziteye giden kisa yolu istemiyorsak mecburi istikamet yine bu mesakkatli yol.
Bu yuzden bugun bir anda nasil olduysa gaza gelip spora basladim. Aslinda sadece spor yaptim. Ama basladim diyebilmek icin burada saglikli yasam gunlugu gibi bir sey yapayim dedim ki  usendigimde, erteledigimde ya da  istememek had safhalara ciktiginda  utanayim. Ya da yaptigim seylere bakip yine gaza geleyim. Bu nedenle bugun Tim in ben spor yaparken cektigi bir kac fotografi yayinlayacagim. Bir de kucuk egitim videosu koyayim ki benim gibi `dur iki debeleneyim` diyenlere ufaktan bir yardimi olsun.











 Kolay gibi gorunuyor olabilir ama yuzyilin en sicak yazinda yapinca o kadar da kolay olmuyor!




Video linkine gelince:

http://www.monkeysee.com/play/13600-strong-core-abdominal-exercises

Hadi Allah Yardimcimiz Olsun. Motivasyonuma faydasi olmasi bakimindan before after hesabi kac kilo oldugumu fln da yazardim ama o kadar delirmedim henuz :) Ben  biliyorum maalesef o yeter. Kafadan 10 kilo vermem llazim...Bakalim yapabilecek miyim?



11 Ağustos 2010 Çarşamba

Misty

Bir yerden Başlamak...

Kitaplar...kendimi bildim bileli, sahip olmadığım şeylere birer yolculuk bileti oldular. Seks filmlerinin oynatıldığı küçücük bir mahalleden sayelerinde çıktım, dolaştım dünyayı...Gezdiğim gizemli şehirler, misafir olduğum şatolar, malikaneler büyüledi beni. Ama en çok karakterler: yüzleri, kokuları etrafımda dolaşan, fısıltıları kulaklarımda kontlar, prensesler, periler, krallar, sokak çocukları..en çok onlar başımı döndürdü. Öğrettiler, değiştirdiler, şaşırttılar, korkuttular.
Küçükken evimizde kitap bulunmazdı. Üst kat komşumuzun şımarık, huysuz kızı Ebru yla oynamaya çağrıldığımda (çünkü hiç arkadaşı yoktu, bir ben sabredebiliyordum kaprislerine) onu saklambaç oynamaya ikna eder, saymaya başlayınca kütüphanenin yanında alırdım soluğu. Yüze gelene kadar kaç sayfa okursam kardı. Bu oyunlar genellikle kitap okurken basılmam ve saçlarımın yolunmasıyla son bulurdu. Az dayak yemedim o kızdan. (Sonradan kapandığını duydum. Bilinçaltında benim vicdan azabım kalmadıysa noolayım :)
Daha sonraları yatılı okulda, zorla kapattırılan ışıklar yüzünden ranza üstlerine koyduğumuz mumlarla okumaya çalıştım.  Etütlerde yakalanırsak kitapları kafamızda paralıyorlardı çünkü.
Erişemediğin şey hep değerli olur ya..Kitaplar da öyleydi benim için. Taa ki üniversite yıllarında eski kocamla tanışana kadar..Ailemizden uzakta bağımsız geçen yıllarımız rock'n roll & drugs tan ibaret değildi. Tam tersi, akşamüstü usul usul demlenen çayın yanı sıra Vivaldi dinler kitap okurduk huzur içinde. Muhteşemdi! Susamış gibi okudum o yıllarda. Her yerde her dakika..Çalışmaya başladığımda bile casinonun gürültüsü arasında staff room da okumaya çalışırdım. İlk günler deli gözüyle bakanlar sonradan yanlarında kitap getirmeye başladılar ve dünyanın en çok kitap okuyan staff ı olduk sanırım. Aynı anda aynı kitabı alır kim daha önce bitirecek diye yarışırdık. Sabaha karşı  04.00 , müşteri yok, sıkıntıdan patlarken birbirimizi arar, 3 saniyen var : şu kitabın yazarı kimdi? bu ülkenin başkenti neresiydi? 5.cumhurbaşkanımız kimdi? diye oyun oynardık.
Yıllar sonra hosteslik yaparken bir gün Adana ya uçtum. Casino daki arkadaşlarımdan biri yolcu olarak uçağa bindi ve beni görünce "Şimdiye kadar çoktan yazar olmuşsundur diye düşünmüştüm" dedi. " Nietzsche Ağladığında" kitabında Irvın Yalom der ki "Toprak ne kadar zenginse orada bir şey yetiştirememek de o denli acı verici olur." Bu satırı okurken nasıl tokat yemiş gibi hissettiysem arkadaşımın sözüyle de aynı şekilde sarsıldım.
Hayatımı kazanmaya çalışırken edebiyattan, hayalden ve o büyülü dünyadan ne kadar uzaklaştığımı düşündükçe çektiğim acı diğer kayıplarım ve acılarımla birlikte zamanla Panik Atağa dönüştü.
Ve şimdi bir yerden  başlamalıyım diye düşünüyorum.
Bugün o başlangıcın günüdür.